Çok büyük hızlarda olan bu araçlar hareket halindeyen, bir pilot için pist görevlisinin salladığı bayrağı fark etmek zor olabilir ve bu sistem ‘yarış kontrol’den gelen mesajları daha etkili bir şekilde fark etmelerine yardımcı olur. 2015 Formula 1 sezonunda takvimin 16. yarışına Austin, Texas'ta bulunan Circuit of The Americas pistiyle ev sahipliği yapan Amerika GP'inde zafer Mercedes pilotu Lewis Hamilton'un oldu. Oldukça zevkli geçen iki saatlik mücadelenin ardından zaferi kazanan İngiliz pilot bu sonuçla birlikte 2015 Formula 1 Dünya Şampiyonluğunu da ilan etmiş oldu ...
2015 MotoGP takvimindeki sezonun 15. yarışına Motegi pistiyle ev sahipliği yapan Japonya GP'inde zafer Repsol Honda sürücüsü Dani Pedrosa'nın oldu ...
2015 DTM takvimini 6. ayak yarışlarına Moscow Raceway pistiyle ev sahipliği yapan Rusya GP'indeki ilk yarışta zafer Mercedes-AMG DTM Team HWA pilotu Pascal Wehrlein'in oldu. Moscow Raceway pistinin ev sahipliğinde koşulan ikinci yarışta ise zafer bu kez Audi Sport Team Phoenix pilotu Mike Rockenfeller'in oldu ...
Çok büyük hızlarda olan bu araçlar hareket halindeyen, bir pilot için pist görevlisinin salladığı bayrağı fark etmek zor olabilir ve bu sistem ‘yarış kontrol’den gelen mesajları daha etkili bir şekilde fark etmelerine yardımcı olur.
Pilotlar, startın istedikleri şekilde olması için farklı faktörleri ve pist koşullarını hesaba katarak çeşitli senaryolar belirleyip, start için hazırlanmaya çalışırlar. Takımlar ise konsantrasyonlarının bozulacağı korkusuyla griddeki pilotlarını medyanın aşırı ilgisinden korumaya çalışırlar. Yarıştan önceki bu süre içinde, araçlar hazırlanır ve kurallar gereği mevcut olan son düzenlemeler yapılır. Tüm mekanikerler, takım üyeleri ve medya bile tam planlandığı şekilde çalışıyor olsa da grid genellikle bir kaos içinde görülür.
Etkinlikler farklı pistler arasında değişkenlik gösterir fakat hepsi FIA Yarış Direktörü'nün olmazsa olmaz birkaç kilit özelliklerine sahiptir ve imkan tanır ve çalışanlar güvenliği, yasallığı ve programı koruyarak doğru kararı verirler.
Her zaman böyle değildi. 1970'lerin sonlarında pit stoplar düzensiz, uzun ve karmakarışık olmaya meğilliydi özellikle de (araç - pit arasında iletişimin olmadığı yıllarda) pilotun planlanmamış pitstop yaptığı zaman. Sportif kuralların değişmesiyle yarış boyunca yakıt ikmalinin yapılmasına izin verilmesi, araçların yakıt tanklarının boyutunun eşzamanlı sınırlandırılmasıyla modern pit stop çağına ulaşıldı.
Her Grand Prix başlangıcında olabilir, hızla ilerlenen ilk viraj boyunca ya da yarış boyunca gerçekleşebilir. Bununla birlikte sık sık araç konuşmalarında 'pit alanında geçme' (bunun anlamı rakibin ile karşılaştırıldığında daha iyi bir pit stopla pist pozisyonu kazanabilirsin) cümlesini duyarsınız, bu yarış stratejisinin önemidir. Birçok insan geçişisi yarış boyunca araçların pist üzerinde birbirlerini geçmesi olarak algılar.
Doğrusunu söylemek gerekirse FIA Formula 1 Dünya Şampiyonasında yarışan takımların herbiri yarış ve test dönemleri arasında oldukça büyük yapılarla birlikte ( bir ya da daha fazla test takımıyla çalışmak) 160.000 km gibi bir yol katetmeleri gerekiyor.
Formula 1'e giriş yapan pilotların sporun gereksinimi olan fiziksel idman periyodlarına ayak uydurmaları gerekiyor : dünya üzerindeki diğer hiçbir yarış serisi güç ve dayanıklılık açısından pilotlarından çok fazlasını istemiyor. Formula 1 araçları çok fazla yükleme yapabilecek güce sahip, herhangi birşey 3.5 g'lik viraj dönme kuvvetine dayanmak zorunda, bunun anlamı pilotlar yarış mesafesinin sonuna kadar aşırı derecede güçlü olmak zorundalar. Pilotlar, Formula 1 aracının kokpitinde aşırı derecede yüksek sıcaklıklara maruz kalır, özellikle de şampiyonanın gerçekleştiği en sıcak bölgelerde, bu durum piotların vücutlarında çok büyük gerginliklere neden olur : pilotlar yarış boyunca terleyerek 3 kg'a kadar kilo kaybederler.
Etkin viraj almanın temel prensibi 'çekiş çemberi'ne dayanıyor. Yarış araçlarının lastikleri sadece sınırlı miktarda tutunma gücüne sahipler. Hızlanma ve frenleme anındaki tutunma uzunlamasına, viraj alma tutunması yanal ya da her ikisinin kombinasyonu olabilir. Yarış pilotları üst üste turlarda farklı frenleme, dönüş ve güç uyguluyorlar ve lastikleri mümkün olduğunca uzun süre kullanabilmek için lastik çalışmasını mümkün olduğunca sert hale getiriyorlar. Üst üste turlardan faydalanmak tam bir yetenek işi, uygun tutunmayı bozmayacak şekilde doğru derecede frenlemeyi bırakarak gazla beslemek 'çekiş çemberi'nin kullanılmasını en iyi hale getiriyor. Lastiklerden mümkün olduğunca uzun süre maksimum kazancı çıkarabilenler en iyiye sahip olanlardır.
Yarış kazalarında ölümcül olabilecek düzeyde boyun ve kafatası çatlakları riskini azaltmak için kullanımı zorunlu kılındı. Günümüzde modern yol araçlarında kullanılan ve tetikleyici bir sistemle çalışan hava yastığı ve emniyet kemeri gibi aktif güvenlik ekipmanlarından olmayan HANS tamamiyle pasif olup herhangi bir elektronik sensör ya da güç kaynağına ihtiyaç duymamaktadır.
Neyse ki Formula1 yarışlarında günümüzde yangın olayı çok az yaşanıyor, bununla birlikte 1970 yıllarda pilotlar düzenli bir şekilde kazalar sonucunca benzinin alev alması sebebiyle ya çok ciddi drecede yaralanıyorlardı ya da hayatlarını kaybediyorlardı. Modern yarış tulumları, eldivenler ve ayakkabılar özel yangına dayanıklı materyaller kullanılarak dizayn ediliyor. Pilot yanan araç içerisinde sıkışıp kalsa bile görevliler yangını söndürene kadar pilot korunmaya devam ediyor.
Aracın geri kalanı gibi monokokun büyük bir bölümünü karbon fiber yapı oluşturur. Genellikle yüksek yoğunlukta dokunmuş ince bir tabaka halindeki dış panellerden oluşur ve güçlü, bal peteği şeklinde bir yapıya sahiptir. Monokokun inşaa edilmesi takımdaki birçok teknisyenlerin karşılaştığı en büyük görevlerden birisidir. 1:1 ölçülerde olmayan bir model üzerinde, yüzlerce parçaya bölünmüş olan karbon fiber bileşenler çok güçlü yapıştırıcılar kullanılarak birbirlerine bağlanırlar.
Yol otomobillerinde olduğu gibi bütün Formula 1 araçları yarışa başlamadan önce birçok çarpışma ve yükleme testinden geçmek zorunda. Bu konuda FIA, Euro-NCAP yol otomobilleri test programının aktif üyelerinden birisi. Darbe testlerinde aracın yaşam hücresi 75 kg'lık çarpışma testi mankeni ile birlikte özel raylı bir sisteme yerleştirilir. Ardından 15 m/saniye (54 km/saat, 33 /saat) hızındaki katı cisim ile çarpışma başlar, kuvvet mankene uygulanır ve araç dakkatli bir şekilde ölçlür.
1985 yılının sonlarında tipik bir Formula 1 kaskının ağırlığı 2 kg'dı. Yüksek G-kuvveti altında ya da yavaşlama esnasında genel olarak ağırlığı ciddi şekilde artıyor. Bu yüzden kaza anında kafa ve omurganın şiddetle sarsılmasından ileri gelen travma riski artıyor. Baş ve boyun travmaları sürücünün yaralanmasına yol açabilecek en büyük sakatlanma riski olarak tanımlanır. Kask üreticilerinin önemle durduğu nokta kask kütlesini azaltmak bunun yanında darbelere karşı direncini ve dayanıklılığını arttırmak bir diğer önemli nokta.